Yazı Detayı
24 Ocak 2018 - Çarşamba 15:26 Bu yazı 763 kez okundu
 
S-ON-SUZ BİR HİKÂYE
Tansu YILDIRIM
 
 

 

        Farklı konuları işleyen çoğu kişinin anormal olarak adlandırdığı bana göre farklı bir yazar adayı olarak şimdi sizlere bir hikâyeden bahsedeceğim. Hikâyenin başı da karamsar ortaları da karamsar ama bu hikâyeye güzel bir son yakışır gibime geliyor ama nasıl bir son yazsak bilemiyorum. O zaman ben ufaktan hikâyeye başlıyorum; sizlerden de okurken bir son düşünmenizi rica ediyorum. Bu konu cidden önem teşkil etmektedir. Bu arada bu hikâyenin kahramanı benim, siz kahraman dediğime takılmayın pek bir kahramanlığım olmadı işte; kafanıza göre adlandırın. Anlayacağınız bu hikâye benim hikâyem; benden sıkılmış olabilirsiniz ama bugün bunu yazmak istiyorum; kusuruma bakmayın.

        Benim hikâyem 88 yılının ilk ayının son günlerine doğru, sevgisizliğin dayatıldığı, alkolün hüküm sürdüğü, yalandan gelenekçi, yeşilin egemen olduğu bir coğrafyada başladı. Kafadan birkaç sıfır yenik başladık, biz zaman zaman gol attık sandıysak da bu goller başkaları için gol değeri taşımadı. Biz de bir süre sonra çoğu zaman bu mağlubiyetleri kabul ettik, hükmen kaybetmek de bu mağlubiyetlerin içinde var tabii. Esasında hikâyenin başladığı günü baz alırsak; anneyle babanın evlilik yıl dönümünde bir hediye gibi dünyaya gelsem de bu pek bu şekil devam etmemiş. Malum geçim sıkıntıları, işsizlik ve imkânsızlık gibi arkadaşların pek rahat vermediği bir döneme denk gelmişim; bana da bu yakışırdı zaten, acının ve eksikliklerin olmadığı ortamda ne işim var benim. Neyse bu hikâye üç bölümden oluşmaktadır; onlardan bahsedeyim:

Doğumdan üniversiteye gidişimin ilk ayına kadar olan en masum en saf en yorgun en çok hakkı yenilen dönem; kendine güveni hiç olmayan, çok gerekmedikçe konuşmayan, hayatındaki eksikliği bilmem kaç kilometreden belli olan birinci dönemden bahsediyorum. O kadar çok haklarımın yenildiği, gurur ve onur uğruna bir dünya yanlışlar yaptığım süreç; tabir – i caizse çıraklık dönemidir. Üniversitenin ikinci ayından askerden tezkere aldım güne kadar uzanan ikinci dönemimden bahsedeyim biraz da sizlere; o suskunluktan ve eksiklikten kurtulduğum, gözümü açtığım, deli gibi araştırmalar yaptığım, kendimi geliştirdiğim, edebiyata daldığım, hem okuyup hem de çalıştığım dönemdir. Yalan yok çok kalabalıktım o zaman; sanırım baya da popiydim. Sorarsınız o dönemden ne kaldı elinde diye bir elin parmağını geçmeyecek kadar az ama en büyük kazancım suskunluktan ve umutsuzluktan kurtulmam; ufkumun genişlemesi oldu. Bir nevi kalfalık dönemim de denebilir bu ikinci dönemime. Gelelim ustalık dönemine yani üçüncü döneme; askerden tezkere aldıktan sonra başlayan hayata tutunma mücadelesini yaşadığım ve hala devan eden dönem; bitmeyen mücadele döneminden bahsediyorum sizlere. Çalıştığım dönemlerde ve işleri düştüğünde etrafımın müthiş kalabalık olduğu ve verilen sözlerin hiç tutulmadığı dönemden bahsediyorum. Hele ki son dönemlerde gösterdiğim sabır ve mücadelenin inanın tarifi zor; tabii size davulun sesi uzaktan hoş gelebilir, şov yaptığımı ya da olayı dramatize ettiğimi falan da düşünebilirsiniz, eyvallah saygı duyarım ama yakınımda olan üç-beş kişi benle beraber her şeye şahit olmuştur. Bu dönemde baya uzadı; dördüncü dönem beklemekten kafayı yedi vallahi. Çoluk çocuk sahibi aile saadeti olan döneme bir türlü geçiş yapamadık. Nasıl geçeceksin değil mi ama daha işimiz gücümüz yok; görünmüyoruz bile, önce görünmek lazım değil mi? Bitmeyecek gibi görünen mücadeleye az biraz ara vermek lazım. Anlayacağınız bu hikâyeye bir son bulamıyoruz; sonu da kötüye gidiyor. Oysa Türk Filmleri bizlere mutlu sonlara alıştırmadı mı? Ne oldu da hala karamsarlık hâkim bilemiyorum; hadi hayırlısı demekten başka bir şey gelmiyor şu an aklıma. Bu arada sizler de bir son bulursanız; uygun görürseniz bana söyleyin aman sakın çekinmeyin. Güzel bir son olsun diye zorlamaktan bizim imanımız gevredi; belki sizin tavsiyeleriniz işe yarar ya da sizler de görmezden gelin; sorun değil, darılmaca gücenmece yok yani. Canınız sağ olsun.

Böyle bir hikâyenin başladığı günün yıl dönümündeyim; bu yıl da bir son yazamadım kendime, bu sene de dördüncü döneme geçemiyoruz. Belki de o dönem hiç olmayacak; üçüncü dönemde kaybolup gideceğiz. Bakıp göreceğiz; neyse dördüncü dönemi hakkıyla yaşayan herkese selam olsun.

Günün Sözü: Pasta üzerindeki mumları da bir türlü sevemedim. Hayatın böyle mum gibi eriyecek mi demek istiyorlar? Ne demek istiyorlar; bilemiyorum. Küçükken çok dilek tuttum; hiçbiri gerçekleşmedi. Pastaları yediler ben aç kaldım. Mumlar söndü; karanlıkta kaldım. Herkes gitti ben yine yalnız kaldım. – YALNIZ KALEM

 

 

 

 

 
Etiketler: S-ON-SUZ, BİR, HİKÂYE,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
22 Şubat 2018
İYİ NİYETLİYİM
7 Okunma.
21 Şubat 2018
KLAVYE DELİKANLILARI
377 Okunma.
20 Şubat 2018
BİR TREN YOLCULUĞU
679 Okunma.
19 Şubat 2018
ANTİDEPRESAN
719 Okunma.
18 Şubat 2018
ÇOK ÖFKELİYİM
781 Okunma.
15 Şubat 2018
SOYAĞACI
666 Okunma.
14 Şubat 2018
BUGÜN NE GÜNÜ?
695 Okunma.
13 Şubat 2018
EKONOMİYE CAN VERME GÜNÜ
666 Okunma.
12 Şubat 2018
HELAL OLSUN
564 Okunma.
11 Şubat 2018
KALBIM ACIYOR
704 Okunma.
09 Şubat 2018
CEDRİC’ E SELAM OLSUN
611 Okunma.
06 Şubat 2018
En Son Ne Zaman?
649 Okunma.
05 Şubat 2018
CAN SIKIYOR
749 Okunma.
02 Şubat 2018
DURUM – TESPİT SINAVI
564 Okunma.
01 Şubat 2018
EKSİLMYNZ!
709 Okunma.
31 Ocak 2018
EN BÜYÜK ASKER BİZİM ASKER
692 Okunma.
30 Ocak 2018
100LEŞME
994 Okunma.
29 Ocak 2018
BİR FİNCAN ŞANS ALABİLİR MİYİM?
770 Okunma.
28 Ocak 2018
LAVİNİA
784 Okunma.
26 Ocak 2018
TUTAR + lı / sız MI?
664 Okunma.
25 Ocak 2018
TEHLİKELİ OYUNLAR
957 Okunma.
23 Ocak 2018
ART NİYET
748 Okunma.
22 Ocak 2018
HER ŞEYDEN BİRAZ KALIR
826 Okunma.
21 Ocak 2018
VATANDAŞ’A CEVABEN
783 Okunma.
19 Ocak 2018
Teşkilat-ı Esasiye
673 Okunma.
18 Ocak 2018
RAHATSIZ OLUYORUM
679 Okunma.
17 Ocak 2018
Bir Heyecan Bir Mutluluk Bir Saçmalık
655 Okunma.
16 Ocak 2018
BÜTÜN MÜ YOKSA ÜÇ ÇEYREK Mİ ŞEHİR?
669 Okunma.
15 Ocak 2018
YENİ DÜNYA
575 Okunma.
14 Ocak 2018
BİR ANNE BİR ŞAİR BİR DE KULAKLIK
693 Okunma.
12 Ocak 2018
TUTULMAYAN SÖZLER
681 Okunma.
11 Ocak 2018
BÜYÜK SÖZLER
644 Okunma.
10 Ocak 2018
BAKMAK ve GÖRMEK
736 Okunma.
09 Ocak 2018
10 OCAK NOTLARI
727 Okunma.
08 Ocak 2018
HAYAT KISA KUŞLAR UÇUYOR
630 Okunma.
07 Ocak 2018
DOKUNMAYIN ÇOCUKLARA!
739 Okunma.
05 Ocak 2018
YİNE KAYBETTİK
633 Okunma.
04 Ocak 2018
BAYRAK
636 Okunma.
03 Ocak 2018
Yazmak mı ZOR Konuşmak mı?
633 Okunma.
02 Ocak 2018
EY ZONGULDAK
636 Okunma.
01 Ocak 2018
Doğum Günün Kutlu Olsun!
580 Okunma.
31 Aralık 2017
ŞİİRLE BAŞLAYALIM
639 Okunma.
29 Aralık 2017
TOSUN PAŞA
686 Okunma.
28 Aralık 2017
İKİ BİN ON SEKİZ’E
684 Okunma.
27 Aralık 2017
HOBİNİZ VAR MI?
517 Okunma.
26 Aralık 2017
2bin18
768 Okunma.
25 Aralık 2017
TEŞEKKÜR EDERİM
790 Okunma.
22 Aralık 2017
ZAMANI GELİYOR
502 Okunma.
21 Aralık 2017
ORDİNARYÜS
628 Okunma.
20 Aralık 2017
İMZA GÜNÜ
731 Okunma.
19 Aralık 2017
DEĞİŞ(ME)
524 Okunma.
18 Aralık 2017
DEPRESYON MEVSİMİ
666 Okunma.
17 Aralık 2017
PAZAR NOTU
590 Okunma.
15 Aralık 2017
ANLAMLANDIRAMADIKLARIMDAN SEÇMELER
561 Okunma.
14 Aralık 2017
KAHROLSUN BAZI TİPLER
679 Okunma.
13 Aralık 2017
EL CLASİCO
690 Okunma.
12 Aralık 2017
ALBAY’A MEKTUP
711 Okunma.
11 Aralık 2017
İRONİ ADAMI
482 Okunma.
10 Aralık 2017
YA SEN ARKADAŞIM
827 Okunma.
08 Aralık 2017
YARIM KALMIŞ İNSANLAR
658 Okunma.
07 Aralık 2017
TEBRİKLER BEŞİKTAŞ
921 Okunma.
06 Aralık 2017
UMUDUN HİKÂYESİ
790 Okunma.
05 Aralık 2017
DÜNYA KADIN HAKLARI GÜNÜ
331 Okunma.
Haber Yazılımı