Yazı Detayı
12 Şubat 2018 - Pazartesi 09:36 Bu yazı 269 kez okundu
 
KOLTUĞU ALTINDAN KAYANLAR!
Gamze TAŞDEMİR
 
 

 

Bu memleket çok Belediye Başkanı gördü!
Erhan Çakmak’ın deyimi ile ‘Karnı Şişmiş Belediye Başkanları’
‘Tehditkar Belediye Başkanları’
Saymakla bitmeyen kategoriye giren,
Halkın güvenerek o çok kıymet verdikleri koltuklarda oturan başkanlar.
Ama bir tanesi var ki!
Meziyetleri yapmadığı çalışmalardan daha büyük,
Astığım astık,
Kestiğim kestik bir yapıya sahip olmaya çalışıyor,
Ama ne derse desin,
Ne yapmaya çalışırsa çalışsın,
Cılız, zayıf halka.
Bana diyorlar ki yazmaktan sıkılmadın mı?
Neden sıkılayım,
Açığı varsa,
Halkını ‘oy’ olarak görmeye devam ederse,
Ya da o çok kıymetli koltuğu dolduramıyorsa,
Yazarız, kamuoyu ile paylaşırız.
Elimizde bir evrak var!
Onu da yakında yayınlayacağız.
Ne diyoruz,
Durmak yok mücadeleye,
Hırsından gözü bürünmüş başkanı yazmaya devam!

 


REKLAM BAŞINA DERT OLMASIN!

CHP'li bazı kadın üyeler Merve Kır ve yönetimini tanımadıklarını açıklamışlardı,
Partiden ihraçları söz konusu olmasına rağmen,
Medeni cesaretlerini ortaya koyarak,
Yapılan yanlış kamuoyu ile paylaşmışlardı.
Ne de güzel söylemişlerdi!
Gelelim bir partinin yönetiminde yer aldığı söylenen,
Çocuklara kitap okutmanın üzerinden reklam yapmayı seven bir kadına!
Şimdilik adına açıklamıyorum fakat,
Kendi egolarını tatmin etmek isteyen bu kadının,
Çocukların heveslerini kaçırma konusunda üzerinde yok.
Önümüzde ki günlerde attığı iftira ve sarf ettiği cümleleri,
Bu sayfalarda yayınlayacağım.
Reklama gerek yok!
Yalan üzerinden reklama hiç gerek yok!
Ben doğru bildiğimi yazmaya devam edeceğim.
Reklam yapma,
Şov yapma,
Kimsenin okuma özgürlüğünü elinden alma!
O kütüphane senin değil,
Hepimizin unutma olur mu?


‘YOLUMUZDAKİ ENGELLER’
Bazı insanların yoluna tercüman olan,
Bazılarına öğüt veren hikayelere bayılırım.
Sürekli okur,
Siz değerli okuyucularımızla da paylaşırım.
Yazımda yaşanan bir olaydan bahsettim.
İlerleyen günlerde bahsetmeye de devam edeceğim.
Ama bu hikaye de çok anlam katıyor. Nedir bu hikaye: “Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak? Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar.
Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde. 
"Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral. 
Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı. 
"Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır."  
Ne diyelim kimse bir yerlere güvenip hava atmasın,
Biri gelir aşağıya çeker!
Bizden söylemesi!

GÜNÜN SÖZÜ: Ne kadar zengin olsan, ancak yiyebileceğin kadar yersin. Denize testiyi daldırsan, alabileceği kadar su alır, gerisi kalır. -HZ.MEVLANA

 
Etiketler: KOLTUĞU, ALTINDAN, KAYANLAR!,
Yorumlar
Haber Yazılımı